BAĞIŞ YAP

Müzik

Müzik


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Allah-u Teâlâ’ya sonsuz hamd, onun Rasulüne ve Rasulüne tabi olan âl, ashab ve ümmetine salat-u selam olsun.Meselenin dini boyutunu ele almadan önce bir konuya dikkat çekmek isteriz. “Müzik ruhun gıdasıdır” cümlesi, yıllardır bu ülkede terennüm edilmiş, ağızlarda sakız gibi çiğnenmiştir. Bu söz, elbette Müslümana yaraşmaz. Belki ruhlarını nefislerine teslim edenlere yaraşır. Onlar, ruhlarından haberdar olmadıklarından nefislerini doyurmayı ruhlarını doyurmak olarak addetmektedirler.Malum olduğu üzere nefis, Allah-u Teâlâ’nın haram kıldığı şeylerden lezzet alır. Onlarla rahatlar. Müzik, ruhu öldüren en tehlikeli virüstür. Bulaştığı kişiyi dini değerlerden, hatta dini olan her şeyden uzaklaştırır.Nefis ve ruh suyun süngere nüfuz ettiği gibi insan bedenin nüfuz etmiş, birbirine zır iki şeydir. Bunlardan hangisi mütmain olursa diğeri perişan olur. Müzikle nefislerini doyuranlar. Ruhlarını perişan ettiklerinden haberdar değiller. Ne yazıktır ki, yok edici girdaba kapılmış olan Müslüman kardeşlerimiz de ruhlarını perişan ettiklerinin farkına varmamış olacaklar ki, müziğin bu denli fazla yayılmasından fazla bir rahatsızlık duymamaktalar.Günümüzde nereye giderseniz gidin kendinizi müzikli bir ortamın içinde bulursunuz. Markete gidersiniz müzik, ayakkabı almaya gidersiniz müzik, alışveriş merkezine gidersiniz müzik… Elbette Müslüman, şehvete davet eden müzikten rahatsız olur, bunu asla kabul etmez. Ne var ki; kulaklar alıştıktan sonra göstereceği tepki sıfır noktasına iner. Şu halde Müslüman, bütünüyle kulağını müzikten uzak tutmalı, hiçbir şekilde müzikle irtibatlı olmamalıdır. Zira müzik, ruhun gıdası değil şeytanın en büyük silahlarından biri olup ruhun belasıdır.Birde şu var; Müslümanlar İslamî müzik adı altında bir şey icat ettiler. Bunu hangi kompleks altında kalarak yaptıklarına girmiyoruz. Ancak şeytanî olan bir şeyin İslamî diye adlandırılması gerçekten kabul edilemez. Biradan hükmünü beyan edeceğimiz müzik hakkında Hanefîler: “Ahenk meydana getirip haz almak için odunu oduna vurmak haramdır.” derken kim, hangi akla hizmet “dinî müzik” diye bir şey ortaya koyabilir.Bazı hanefî ve Hanbelî âlimlere göre, çalgı aletleri bulunmaksızın neşe verici şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Çünkü İbni Mesut (allah ondan razı olsun) Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:“Su bitkiyi bitirdiği gibi şarkı da kalpte nifakı oluşturur.” (Sünenü’l-Kübra;el-Beyhankî)Haanefî ve Hanbelîlerden diğer bazı âlimler ve Malikilere göre, çalgı aleti bulunmaksızın müstehcen olmayan şarkı söylemek mubahtır. Şafiiler ise: Çalgı aleti bulunmaksızın şarkı söylemek ve dinlemek haram değil mekruhtur derler. Çünkü Hazreti Ayşe’nin (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir:“Yanımda şarkı söyleyen iki cariye bulunuyorken Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içeri girdi ve yüzünü çevirerek yatağa uzandı. Sonra Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) girdi ve beni azarlayarak şöyle dedi: Peygamber efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanın şeytan kavalımı çalıyor? Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona yönelerek şöyle buyurdular: “O ikisini bırak. Çünkü bugün onların bayram günleridir.” (Sahih ibn Hibban)Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerinin meşhur görüşüne göre; ut, tambur, saz, ney gibi telli ve üflemeli çalgı aletleri kullanmak haramdır. Günümüzde icat edilmiş olan çalgı aletlerinden hiç birinin çalınması ve dinlenmesi helal değildir, haramdır. Bu aletlerle icra edilen müziği dinlemeye devam edenlerin şahitliği kabul edilmez.Ebu Malik el-Eş’arî Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir.“Ümmetimden bazıları başka isim adı altında elbette şrap içeceklerdir. Tepelerinde çalgılar çalınacak, şarkıcı kandılar şarkı söyleecektir. Allah onları yerin dibine geçirecek, onlardan domuz ve maymunlar kılacaktır.” (sünen-i İbn Mace)Günümüzde müzik, tamamen çığırından çıkmıştır. Gençlerimizi dinden diyanetten uzaklaştıran, içinden çıkamayacakları buhranlara sürükleyen bir hal almıştır. Binlerce hatta on binlerce insanın bir yerde toplanıp sabahtan akşama kadar bütün ibadetlerden kopuk olarak hayal âlemine dalmalarına kim cevaz verebilir. Böyle bir şey mümkün müdür? Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:     

وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman:6)Düğün ve sünnetlerde tef çalmak caizdir. Hazreti Ayşe (Radıyallahu Anha) Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den şöyle rivayet eder.“Nikâhı ilan ediniz ve nikâh için tef çalını.”(Sübülü’s-Selam)Çalgı aletleri eşliğinde olmasa da ahlaksızlığa teşvik eden bütün şarkı, türkü ve emsal şeyler haramdır. Günümüzdeki şarkıların tamamının kadın, aşk ve emsal şeylerden bahsettiği aşikârdır. Şu halde tehlikeli bölgenin çevresinde dolaşıp durmaktansa müzik ve şarkılardan tamamen ( dini müzik adı altında söylenenlerde dâhil) uzak durmak, en doğrusudur.Şunu da ifade etmekte yarar var; cihadı teşvik eden marşlar, kadın ve erkeklerin birbirine karışmaması şartıyla caiz olsa gerekir.Allah-u Teâlâ, kendilerine Allah ve Rasulünün emri veya yasağı ulaştığında artık orada bahane üretmeden “Rabbim Allah” deyip emri uygulayan ve yasağı işlemekten sakınan kullarından eylesin! Âmin.

 
Hüsamettin VANLIOĞLU Başkanlığında Fıkıh Kurulu
                                                               Marifet Dergisi 

Yetimin Umudu Ol!

DİĞER MAKALELER

BENİM HAFIZIM