BAĞIŞ YAP

NAMAZ VAKİTLERİNİN SIRRI

NAMAZ VAKİTLERİNİN SIRRI


NAMAZ VAKİTLERİNİN SIRRI



Namaz Rabbimizin "Celal" ine karşı kavlen ve fiilen "Sübhanallah" deyip takdis etmek, "Kemal" ine karşı, lafzan ve amelen "Allahu Ekber" deyip tanizm etmek."Cemal" ine karşı da kalben, lisanen ve bedenen "Elhamdülillah" deyip şükretmektir.

İbadetin manası da kulun Rabbine karşı kendi kusurunu, acz ve fakirliğini görüp her şeyi elinde tutan Yüce Rabbimizin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.

Her namaz vaktinde ruhumuzda canlanan şey, tek ve sonsuz olanın O (c.c) olduğudur, baki, sermedi, ebedi olan O'dur. Nurun kaynağı, ebedi olan O'dur. Nurun kaynağı, ebedi saadetlerin sahibi O'dur.Her namaz vaktinde zihinimizde bu duygular sümbüllenir.

Başka bir kapı yoktur. Başımızda ecel kılıcı, ensemizde Azrail'in (a.s) nefesi bukunmaktadır.Kabrimizi karanlıklar yurdu olmaktan çıkarıp Cennet bahçelerinden bir bahçe haline getirecek olan şey imanımı, amelimiz ve Rabbimize olan muhabbetimizdir. Ümidimiz O'nun (c.c) rızasına, Habibi'nin (s.a.v) şefaatine nail olmaktır. Bu yüzden her bir namaz vaktinde gizlenmiş sırlara vakıf olmamız gerekir.

Bediüzzaman Hazretleri, namaz vakitlerini izah ederken gece ve gündüzlerin alemin büyük saatinde "saniyeler", senelerin "dakikalar", ortalama insan ömrünün "saatler" ve alemin hayat devrilerinin de "günler" hükmünde olduğunu belirtiyor. Yine bunların birbirine baktığını, birbirine misal olduğunu, birbirinin hükmünde olduklarını ve hatırladıklarını ifade ediyor.

SABAH VAKTİ

"Yepyeni bir başlangıçtır"

Sabah tatlı bir neşedir. MAhmurluk perdesi altında alemde pırıl pırıl tecelli eden yaratılışa aynadır. İmsak vakti, yani sabah namazı vaktinin girmesi, yani şer'i günün başlayışıyla yepyeni bir hayat başlar. Her bir namaz vakti için bir saati göz önüne getirelim.Akrep, sabah namazı vaktini gösterdiğinde o an aynı zamanda,  bizim anne karnına düştüğümüz anı, yine kainatın yaratıldığı 6 günden ilk günü ve yıl içindeki bahar mevsimini gösterir.ELimizi Allahu Ekber deyip kaldırdığımızda zihnimizde ana rahmindeki halimiz ve kainatın Rahmetenlil Alemi'nin (s.a.v) yüzü suyu hürmetine ve yine O'nun (s.a.v) nurundan yaratılışı canlanır. Tesbih, tahmid ve tekbirlerimiz hep o hale şükür içindir.

ÖĞLE NAMAZI

"Gençlik ateşi ve Cehennem"

Öğlenin şiddetli hararetinin başları yaktığı zaman, yazın en sıcak dönemine, insanda gençliğin söz dinlemeyen en ateşli çağına işaret eder. Yine, öğlenin sıcağı bize hiçbir gölgenin bulunmayacağı mahşer gününü hatırlatır. Kainatın ömründe ise öğle vakti Hz. Adem'in yeryüzüne iniş dönemine işaret eder.

İKİNDİ NAMAZI

"Ömrün sonu ve sonbahar"

İkindi vakti, güneşin renginin sarardığı, batmaya meylettiği zamandır. İçinde sonbahar hüznünü de taşır. Yine, insanoğlunun da artık saçlarına ak düşüp, belinin yavaş yavaş bükülmeye başladığı, dünya lezzetlerinin de "acılaşmaya" başladığı döneme işarettir. İkindi vakti, insanoğlunun ve kainatın son dönemine de işaret eder. Yine, son peygamber olan Efendimiz'in (s.a.v) vazifeye başlamasıyla alemin son sürece girişini de hatırlatır. Biz ikindi vaktini yaşarken az sonra güneşin batacağını, yakında kendimizin ve kainatın da öleceğini düşünürüz. İkindiyi eda edip de herşeyin batmaya doğru gittiğini görürken tek sığınılacak kapının Rabbimiz ve O'nun Resulü'nün sünnet-i seniyyesi olduğunu tefekkür ederiz.

AKŞAM VAKTİ

"Ölüm ve kıyamet anı"

Artık gün batmıştır. Ferdi olarak imtihanımız bitmiş, son nefesimizi  vermişiz.Ne güneşte o Cebbar yakıcılıktan, ne de bizde küçük dağları ben yarattım havasından eser kalmıştır. Sonbahar gibi ikindinin tatlı serinliği geride kalmış, güneş kaybolmuş, hafif bir kızıllık dışında ondan hiçbir eser görünmüyor.Az sonra günle birlikte biz de karanlıklara karışmış olacağız. "Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızlar döküldüğünde, dağlar yürütüldüğünde..." (Tekvir:81/1-3) ikazları kulaklarımızda çınlıyor. Akşam ezanı okunduğunda ve namaz için ellerimizi kaldırdığımızda sanki kendi cenaze namazını da kılıyor gibi oluruz. Önümüzdeki tabutta hem geride kalan gün, hem sonbahar mevsimi, hem kendi cesedimiz, hem de tüm canlıların naaşı vardır. Bu namaz bu kadar hüzünlüdür. Artık geriye dönüş yoktur. Alem susmuş, Sur üfürülmüştür. Bütün diklenişler, bütü ceberrutluklar son bulmuş, müthiş bir sessizlik, alemi kaplamış, ilahi kader anı beklenmektedir.Geriye dönüş artık mümkün değildir ve "keşke" ler, "eyvah" lar dönemi başlamıştır.

YATSI NAMAZI

"Büyük sessiz karanlık"

Artık geride kalan ne güne,ne mevsimlerin tatlılığına, ne de insan olarak "yaşadığımıza" dair hiçbir iz yok. gündüzün ne sıcağı ne de ışığı kalmış.Bizim için de acı son gerçekleşmiş. Kimse, kendi torunlarımız bile bizi hatırlamıyor, çoğu ismimizi bile unutmuş.Hayat susmuş, kainat dahi ölmüş.Toprağın üstündeki tüm cıvıltı, kargaşa sona ermiş. Herkes hesap gününü bekliyor.İşte bu kadar karanlıklar içinde o geceyi ancak "teheccüd" ümüz aydınlatabilir, bize yoldaş olabilir.O karanlıkları aydınlatacak yegane nur kaynağı odur.

İKİNCİ SABAH NAMAZI

"Ba'sü ba'del mevt"

Yeni doğan güneş ise haşrın sabahını ihtar eder. Su'r yeniden üfürülmüş, ruhlar yendien iade edilmiş, milyarlarca insan haşr meydanında toplanacak, ölüler yerden bitkiler gibi bitirelecek.İşte bu şuurla kılınan namazın kişiye faydası olur. "Desinler" , "görsünler" için kılınan namazın kimseye faydası olmadığı giib maalesef zararı da olacaktır.Evet şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı, ne kadar makul ve lazım ve kat'i ise, haşr'ın sabahı da, berzahın baharı da o kesinliktedir. İşte bu beş vaktin her birinde bir mühim, inkılap başındadır.
 

Mobil Aidat

DİĞER MAKALELER

Gıda Paketi