BAĞIŞ YAP

Saadet Getirecek Düzenin Tesisinde Müslüman Âlimin Sorumluluğu

Saadet Getirecek Düzenin Tesisinde Müslüman Âlimin Sorumluluğu

“İnsanlığa saadet getirecek düzeni nasıl tesis edeceğiz?” sorusunun derdiyle dertlenip, ömrünü bu yola vakfeden ve “Adil Düzen” çalışmalarıyla sistemleştiren Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, Müslüman âlimin sorumluluğunu bir konuşmasında veciz şekilde şöyle anlatıyor:
 

“Şimdi yolda giderken bir hasta insan düşmüş, ilaç bekliyor. Bizim âlimimiz, Müslüman âlimi bu hastanın başına geliyor. Bu hastaya hemen bir ilaç verip iyi yapması lâzım. Öyle yapmıyor. Ya ne diyor? Şu karşıda bir eczane var ya, o eczanede bu hastalığı iyi yapacak ilaçların temel müessir maddeleri vardır, diyor. E varsa ne olacak, varsa ne olacak? Hasta burada ölüyor be mübarek! Sen buradan trafik memuru gibi eczaneyi gösteriyorsun. Yani ayet ve hadisleri okuyor ama bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde o ayetten, o hadisten lüzumlu ilacı yapmamış. İşte bunun için insanlık ızdırabını çekiyor. E ne olacak? Önce o âlim, doktor olacak, hastanın hastalığını bilecek. Sonra eczacı olacak, koşacak o ilacı yapacak. Sonra? Hasta bakıcı olacak, hastanın ağzına kaşıkla ilacı verecek, hasta ondan sonra ayağa kalkacak. Yoksa sen hasta aşağıya düşmüşken karşıdaki eczaneyi gösteriyorsun. O hasta öyle iyi olmaz. Bütün ilim adamlarımızı uyarmak için söylüyorum. Ne olacak? Bu milletin derdiyle dertlenin, araştırmalarınızı bu insanların dertlerine derman olacak şekilde yapın. Dünyaya inin dünyaya… Çünkü insanlar ızdırap çekiyor. Birinci büyük eksiklik, noksanlık budur. Hayattan kopuk. Halbuki bunun için gelmemiş. Onların vazifesi insanlara saadet, selamet getirmek…
 

İkinci noksanlıkta şudur: Ben bir kitap yazdım, diyor ulemadan bir zat. Evet güzel, ne oldu rafa koyduk. Kimseye o esnada bir faydası olmuyor ki. Neden? E bilmem 'Müslümanlıkta Şura' çok faydalıdır. E güzel de senin söylediğin hangi devlet düzeninin, neresinde işe yarayacak? İşin bütününü düşünmemiş. Yani bugüne kadar ulemanın yaptığı iş neye benziyor biliyor musun? Şurada bir saray var. Önce bu saray nasıl yapılıyor bunun bir projesi var, proje konuyor önüne. Sonra o projeye göre taslak var, oradan ona geçiliyor. O projeye göre bak, buradan buraya kapı yapmış adam buradan güzel gözüksün, diye. Şimdi bizim ulemamız kapı yapıyor ambara koyuyor. Bir gün saray yapılırsa bir yerinde işe yarar diyor. Merdiven yapıyor ambara koyuyor, pencere yapıyor ambara koyuyor. Ambarlar dolmuş. Ama ortada içinde barınacağımız saray yok. Evin projesi yok.
 

Arkadaş söyle bakalım, bu ekonomik düzen nasıl olacak? Bakın hepimiz her gün fırına gidiyoruz, (faizci kapitalist sistemden dolayı) 300 lira veriyoruz. Halbuki bizim o ekmeği 100 liraya almamız lazım. Çünkü ekmeğin asıl bedeli 100 lira. Nasıl olacak da bu ekmek 100 liraya inecek haberi yok. Çalışmamış. Projeyi düşünmemiş. İşte insanlık bundan dolayı ızdırap çekiyor. Onun için insanlığın çok mühim bir dönüm noktasındayız. Ne olacak? Önce bu proje hazırlanacak. Düzen, Adil Düzen. İnsanlığa saadet getirecek düzen söyle bakalım nasıl olacak? Bunun temel esasları ne olacak? Şunun bir alan projesini koy. Bu projeyi mükemmel hale getirelim. Sonra da o projeye göre malzemeleri, kapıları pencereleri yapalım, binayı kuralım, insanlar saadet ve selamet görsün, fakir fukaranın hepsinin duasını alın. Hay Allah razı olsun, neredeydiniz siz şimdiye kadar, biz yıllardır ekmeği 300 liradan alıyorduk, siz geldiniz ekmeği 100 liradan alıyoruz. Sebep olanlardan Allah razı olsun dedirtmektir, marifet. Yoksa ambara kapı koyarak, pencere koyarak, insanların derdine çare olamayız…
 

            Üçüncü büyük noksanlık da bizim ilim adamlarımızın pek çoğu aslında ben gerçeğe bağlıyım, diyorsa da hep bu Batı'nın tesiri altında kalmış. Düşünürken Batı'ya göre düşünüyor. Sen böyle düşünürsen, bu hastalık sende varken sen gerçeği, hakkı bulamazsın. Galaksi ne demek? Yıldızlar topluluğu. Şimdi bak ben burada duruyorum, bu dünya beni çekiyor. Ama şu anda dünyanın beni çektiğinin farkında değilim, işte bizim ilim adamları da böyle. Kendisini Batı çekiyor, kendindeki Batı'nın bu çekişini kendisi bilmiyor. Halbuki o Batı galaksisinin içinde. Kendini önce Batı galaksisinden kurtaracak. Batı'nın çekim tesirinden kurtaracak ki Hakk’ı bulsun…”

Gıda Paketi

DİĞER MAKALELER

BENİM HAFIZIM