BAĞIŞ YAP

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi

ŞANLI ZAFER

Tarihin akışını değiştiren, her millete nasip olmayacak şanlı bir zafer Çanakkale Zaferi.19 Şubat 1915’te başlayıp 25 Şubat’a kadar süren bombardımanlar sonucu ordumuz gerilemek zorunda kalmışsa da, küffarın 18 Mart 1915 günü düzenlediği en ağır saldırıyı püskürtmeye ve onları hiç beklemedikleri bir şekilde bozguna uğratmaya muvaffâk olundu.


Çanakkale zaferi, tarihteki diğer deniz savaşları gibi yalnızca cereyan ettiği bölgenin hâkimiyetine dair bir mücadeleden ibaret kalmamış, esasında haçı Ayasofya’ya yeniden dikme, İstanbul’u alıp Anadolu’ya tamamıyla hâkim olma mücadelesi hâline dönüşmüştür. Onların bu gayeleri, bizzat kendi kaynaklarının ve tarihçilerinin kaydettiği bilgilerle sabittir.

Zafer, 18 Mart tarihinden sonra da büyüyerek devam etmiş, deniz savaşında başarılı olamayan itilaf devletlerinin kara saldırıları da göğsünü siper eden şehidlerimizin ulvî duygularla sergiledikleri fedakârlıkları vesilesiyle bertaraf edilmiştir. Düşman askerleri kıyılarda adeta çakılıp kalmış, ilerleyememişlerdir.

Çanakkale zaferi, askerî bir başarı olmasının yanında, ordumuzun manevî anlamda da desteklendiği bir zaferdir. Şâhidlerin anlattıklarına ve hatıratlarında kaydettiklerine göre bu zafer esnasında birçok harikulâde hâller söz konusu olmuştur. Büyük velî Sultan 2. Abdülhamid Hân’ın da top atışları henüz başladığında saldırıların sonuç vermeyeceğini şu şekilde haber verdiği kaydedilmiştir: “Bu sabah namazdan evvel Kur’ân-ı Kerîm tilâvetini müteakip Şifâ-i Şerîf okurken Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in kokusundan bahsedilen bölümde o güne kadar hiç hissetmediğim bir letafet ve güzellikte bir koku peyda oldu. Bu koku, İslâm’a karşı artarak devam eden saldırıların artık Gayretullâh’a dokunduğunun bir işaretidir. İslâm’ın öz topraklarına düzenlenen bu saldırılar sonuçsuz kalacaktır…”

Arapgirli Cevat Paşa’nın Nusret mayın gemisi ile boğaza mayın döşemesini telkin eden rüyası, düşmanın Norfolk Alayının bir tepede bulundukları sırada sırlarla dolu bir bulutun gelerek onları alıp götürmesi, Seyit Onbaşı’nın ağırlığı normal şartlarda bir insanın kaldıramayacağı derecede olan bir topu kaldırarak ateşlemesi, zehirli gaz kullandığı belirtilen düşman askerlerinin, tersine dönen rüzgâr sebebiyle kullandıkları gazın hışmına uğramaları… gibi görgü şahidleri tarafından aktarılan onlarca harikulade hâdise, bu zaferin salt bir askerî zafer olmadığının önemli göstergelerindendir.

Çanakkale zaferi, göğüs göğse süngülü çarpışmaların, siperden başı çıkartmanın mümkün olmadığı, metrekareye yaklaşık 6000 merminin düştüğü büyük bir karşılaşmadır. Siperden başı çıkartmanın mümkün olmaması sebebiyle düşmanın yaklaşıp yaklaşmadığını görebilmek için kullanılan aynalı tüfekler ve arazide ziyaretçilerin dahi bugün hâlâ tevâfuk ettikleri patlamamış mermi, el bombası gibi teçhizat türünden kalıntılar, bu çarpışmanın derecesini göstermesi bakımından mücessem örneklerdir. Harbe giden erkeklerinin tamamının şehîd düştüğü köyler de durumun boyutunu çarpıcı bir şekilde anlatan örneklerdir. Çanakkale zaferi esnasında ordumuz; bir kısmı muharebede, bir kısmı hastanede olmak üzere toplam 150.000’in üzerinde şehîd vermiş, on binin üzerinde askerimizden haber alabilmek mümkün olmamış, on binlerce insanımız da salgın hastalıklara duçar olmuştur.

Çanakkale şehidleri arasında Osmanlı topraklarının hâkim olduğu bölgelerde şehîd vermeyen şehir adeta kalmadığı gibi, Osmanlı’nın hâkimiyetini kaybettiği bölgelerden de birçok nefer şehîd düşmüştür. Sınırların bir ucundan diğer ucuna, istisnasız bütün yerleşim birimleri ve muhtelif milletlere mensup, ümmet şuûruyla bir araya gelmiş olan şehâdete hazır neferler gözlerini hiç kırpmadan düşman üzerine atılarak ya düşmanlarını alt etmiş ya da şehâdet şerbeti içmişlerdir.

 Bu zaferin ümmet şuûruna ait olduğu gerçeğini, başında mezar taşları bulunan şehîdlerin mensup bulundukları millet ve yöreleri inceleyerek görebilmek mümkündür. Seferberlik söz konusu olduğunda yalnızca İslâm’ın bekası için cihâd ve Peygamber Efendimiz ümmetinden olma şerefi kalmış; zafer bu hissiyâtla müyesser olmuştur. 

 

 Çanakkale şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz.

BENİM HAFIZIM

DİĞER MAKALELER

BENİM HAFIZIM